Otonom araçlar, sahip oldukları yüksek teknolojiyle sürücüsüz geleceğin panoramasını çiziyor. Otonom teknolojisiyle sürüş anında insan hatasını sıfırlamak, trafik sorunlarını azaltmak, yakıt ve iş gücü kaynaklarını optimumda kullanmak mümkün.
Yapay zeka ve yazılımlarla oluşturulan otonom sürüş teknolojileri güvenli, konforlu ve tasarruflu sürüş deneyimi sunmaya hazırlanıyor. Elektrikli araçlar gibi çevre dostu olan otonom araçlar, dezavantajlı bireylerin de araç kullanmasını mümkün kılmasıyla eşitlikçi bir trafik ortamı vadediyor. Otonom araçlar nedir, hangi teknolojileri kullanırlar, çalışma prensipleri nelerdir gibi sorularınıza cevap arıyorsanız otonom teknolojisi rehberi niteliği taşıyan bu yazıyı mutlaka okumalısınız.
Bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi, insan hayatını kolaylaştıran bir dizi yeniliği de beraberinde getiriyor. Yapay zeka donanımları, akıllı yazılımlar gibi teknolojiler, insan zihnini kopyalamayı ve bilgisayar zihnine aktarmayı başarıyor. Bu da kendi kendini yönetebilen insansız cihazların ortaya çıkmasını sağlıyor. Bunlardan biri de otonom araçlar. Basit bir ifadeyle sürücüsüz otomobiller olarak adlandırılan otonom araç teknolojileri, işleyiş olarak gerçek zamanlı duyusal verilerin işlenmesi pratiğine dayanıyor.
Otonom, araçların dışarıdan müdahale edilmeksizin kendi kendilerini yönetmesi anlamına geliyor. Otonom araç da anlaşılacağı üzere, insan müdahalesi olmadan, sürücüsüz sürüş imkanı sunan araçları ifade ediyor.
Sürücüsüz araçlar, her yeni teknolojide olan temkinli yaklaşım evresini aşmış durumda. Artık otonom araçların yaygınlaşması, teknolojinin daha da ilerleyip ucuzlamasına ve daha fazla araç modelleriyle görünürlüğünü artırmasına kalıyor. Küresel otonom araç pazarı verileri de bu araçlara olan talebin yükseliş ivmesinde olduğunu doğruluyor. Küresel otonom araç pazarının 2029 yılında 197 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Verilere göre otonom araçlar en çok teslimat/kargo, lojistik, tarım ve endüstriyel kullanımda artmış durumda.
Sürücüsüz araçlar ticari amaçlı kullanımın yanında binek araç sektöründe de pazar payını artırmayı hedefliyor. 2025 yılı ve sonrası için elektrikli araçlar ve otonom araçlar için sürekli büyümenin başlayacağı öngörülüyor. Bu öngörüde çevre bilincinin artması birinci neden olarak gösteriliyor. Ek olarak, teknolojiden faydalanarak iş gücünü azaltma, olumsuz dış koşullardan etkilenmeden daha güvenli ve konforlu sürüş deneyimine ulaşma gibi talepler bulunuyor. Ayrıca otonom araçlar sayesinde engelli bireylerin ve yaşlıların daha güvenli yolculuk etmeleri de amaçlanıyor.
Geleceğin mobilitesi kendi kendine gidebilen otonom araçlarda şekilleniyor. Otonom araçlar gelişmiş kamera sistemlerine, lidar teknolojisine, destekleyici sensörlere, haritalama, anlık veri toplama ve analiz etme programlarına, karar alıp uygulama sistemlerine sahip. Otonom sürüş teknolojisi, gelişmiş yapay zeka ağı sayesinde insan hatasından arındırılmış, konfor, güvenlik ve tasarruf odaklı, optimum bir sürüş deneyimi yaşatmayı hedefliyor.
Mobilitenin geleceği otonom araçlar ilk olarak ulaşım, lojistik, sanayi gibi operasyonel amaçlı kullanımlarda pazar payını artırıyor. Binek araçlarda ise kara yolları altyapısı, yasal prosedürler ve kullanıcı alışkanlıkları gibi nedenlerle tam otonom araç kullanımı henüz test aşamasında denebilir. Ancak araştırmalar global pazarda otonom araçların gelecekte payını artıracağı görüşünde. 2025 yılında 273 milyar ABD doları olması beklenen pazar büyüklüğünün, 2034 yılında 4 milyon 500 bini bulması öngörülüyor. Otonom araçlarda en büyük pazar Kuzey Amerika’ya ait. Sıralamayı Asya-Pasifik ülkeleri takip ediyor.
Otonom araç teknolojisi, gelişmiş görsel, duyusal ve bilişsel yazılımlarla yapay zekanın entegrasyonu sonucu sürücüye gerek duyulmadan güvenli ve konforlu yolculuk deneyimine deniyor. Sürücüsüz ya da otonom araç teknolojileri kapsamında kullanılan temel teknolojiler, anlık ve gerçek verilerden yararlanıyor. Bunları anlık olarak işleyerek sürücünün yapması gereken tüm manevraları ve alınması gereken kararları otonom halde uyguluyor. Otonom araçlarda kullanılan teknolojileri aşağıda keşfedebilirsiniz.
Otonom araçlarda kullanılan radar teknolojisi, radyo dalgaları kullanarak nesnelerin mesafesi, yönü, hızı gibi konularda milimetrik boyutlarda hassas ölçümler yapıyor. Görüşü etkileyen olumsuz hava koşullarında diğer sensörlere destekleyici görev üstleniyor.
Lidar (Light Detection and Ranging), lazer ışınları vasıtasıyla araç çevresinde üç boyutlu haritalar halinde modellemeler yapıyor. Lidar teknolojisi, radar teknolojisinden daha detaylı bir çevre görüşü sunuyor.
Nesne algılama, GPS gibi ultrasonik sensörlerin yanında araç hızını ölçen destekleyici sensörler de otonom araç teknolojileri içerisinde bulunuyor.
Yapay zeka teknolojileri, bir anlamda sürücüsüz araçların beyni olarak işlev görüyor. Yapay zeka sayesinde diğer tüm otonom araç yazılımlarından gelen veriler anlık olarak işleniyor. Bu anlık veriler hesaplanarak anlık karar verme işlemi gerçekleşiyor.
Kamera sistemleri, araç güzergahı üzerindeki tüm yol işaretlerinin, trafik ışıklarının, bilgi ve ikaz panolarını algılanmasını sağlıyor. Aynı zamanda diğer araçlar ve yayalar da dahil olmak üzere yol üzerindeki tüm görsel uyarıcılar, kameralar sayesinde kaydedilip işleniyor.
Otonom araçlardaki haritalama teknolojisi, gerçek zamanlı konum tespiti ve navigasyonla yol tarifi gibi işlemlerde etkili oluyor. Haritalama ile aracın bulunduğu konumun güncel ve sürekli 3D haritası çıkarılabiliyor.
Otonom araç teknolojilerinin en büyük artılarından biri de anlık ve çok yönlü veri analizi yapabilmesi. Sensörler, kameralar, radar ve lidar teknolojilerinden toplanan tüm veriler anlık olarak analiz ediliyor.
Derin öğrenme ve yapay zeka, tüm verileri toplayarak anlık olarak işliyor. Otonom araçlarda tüm teknolojiler, birbirleriyle kesintisi olarak iletişim halinde. Toplanan veriler, yapay zeka destekli karar alma mekanizmalarına iletiliyor ve anlık karar sistemleriyle doğru kararların alınması sağlanıyor.
Otonom teknolojileri çalışma prensibi, her biri belirli görevler üstlenen tüm yazılım ve donanımların birbirleriyle anlık ve kesintisiz iletişim halinde olmalarına dayanıyor. Görsel ve işitsel tüm veriler anlık olarak toplanıp işleniyor. Aynı anda da tüm işlenmiş veriler, yapay zeka destekli karar alma mekanizmalarına iletiliyor.
Otonom araçlar, çalışma prensibi olarak üç temel kavrama dayanıyor. Geleneksel araçlarda sürücünün yapacağı algılama, yorumlama ve karar alıp harekete geçme aşamaları, otonom araçların üç temel özelliğine zemin oluşturuyor.
Otonom teknolojileri çalışma prensibinde ilk sırada algılama yer alıyor. algılama işlemi radar, lidar, sensörler ve kameralarla çok yönlü, detaylı ve anlık olacak şekilde gerçekleşiyor.
Yorumlama kısmı, veri işleme olarak da adlandırılabilir. Bu aşamada toplanan tüm veriler yapay zeka yardımıyla işlenip analiz ediliyor. Yorumlama aşamasında anlık verilerin yanı sıra geçmiş verilerin analizi ve karşılaştırılmasına da başvuruluyor.
Hareket kısmı, sürücünün karar verip uygulama aşamasını temsil ediyor. Araç kontrol sistemi, işlenmiş verilerden yola çıkarak alınan kararları uygulamak için harekete geçiyor. Hareket aşaması, direksiyon, hızlanma ve fren sistemleri olmak üzere aracın tüm sürüş eylemlerini kapsıyor.
Otonom araçlarda 0’dan 5’e kadar ilerleyen sürüş seviyeleri bulunuyor. Bu seviyeler sürücü katılım derecesine göre belirleniyor. Otonom sürüş seviyeleri ve anlamlarını şöyle açıklamak mümkün:
Otonom araç teknolojileri, sürüş esnasında sürücünün kısmen ya da tamamen pasif kalmasını sağlayarak belli bir konfor sunuyor. Yeni ve gelişimi devam eden bir teknoloji olan otonom araç sistemlerinin elbette hem avantajları hem de bazı zorlukları bulunuyor.
Halihazırda üretimi yapılan otonom araç modelleri, farklı seviyelerde otonom sürüşe izin veriyor. Otonom araç üreten şirketlerin elektrikli araba modelleri ile de ön planda olan teknoloji odaklı otomotiv şirketleri olması elbette bir tesadüf değil. En bilinen otonom araçları şöyle listelemek mümkün:
Otonom araçların tarih sahnesine ilk çıkışı 1939 New York Fuarı’na dayanıyor. Sonrasında 1950’lerde ilk otonom araç prototipleri yapılmaya başlanıyor. 1958 yılında General Motors’un “fütüristik araç” olarak isimlendirilen Freebirds III sahneye çıkıyor. Freebirds III, metal iletken döşeli otoyol şeritlerini takip edebilen ilk elektronik beyne sahip araç olarak kabul ediliyor.
Bugünkü otonom araçlara yakın ilk araç ise 1980’lerin başında üretiliyor. 1984’te Mercedes-Benz’in ve 1987’de almanya’da gerçekleşen Eureka Prometheus Projesi, otonom araç tarihine kayda geçen çalışmalar oluyor. 2013 yılında Vislab, kamuya açık bir trafikte yol alan ilk otonom araç olan BRAiVE’i lanse ediyor.
Türkiye, otonom sürüşün yasal olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2024’te yayınladığı yönetmelikle, belirlenmiş güzergahlarda ve otopark alanları içerisinde otonom sürüş teknolojisine sahip araçların kullanımı yasal hale getirildi. Ancak Türkiye’ye gelecek otonom araçlardan kriterlere uygunluklarını kanıtlamak için tip onayı alması bekleniyor.
Türkiye’de otonom araç test sürüşü ilk kez 2021 yılında yapıldı. Bununla birlikte güncel olarak trafikte tam otonom araçların seyretmesine izin verilmiyor. Bunun nedeni altyapının hazır olmaması. Ulaştırma Bakanlığının mevcut kara yolları altyapısını otonom araçlara uygun hale getirmek için çalışmaları devam ediyor. Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) adını taşıyan bu çalışmalar, yolların otonom araçlara açılması için gereken tüm düzenlemeleri içeriyor.
Küresel ısınmanın negatif etkilerinin görülmeye başlandığı, dünya kaynaklarının tehlikeye girdiği günümüzde çevre ve canlı sağlığını korumak, her zamankinden daha öncelikli hale geliyor. Teknolojik gelişmeler, her alanda daha temiz ve sürdürülebilir sistemler kurmak için kullanılıyor. İnsan hayatında kapladığı yer göz önüne alındığında otomotiv sektörünün de bu gelişmelerden ayrı kalması düşünülemez.
Otomotiv teknolojileri, daha temiz ve güvenli sürüş deneyimi sunmak için elektrikli araç yazılımları ve otonom araçlar üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Günümüzün otonom araç teknolojilerine en çok yatırım yapan şirketleri ise Tesla, Waymo, NVIDIA ve Mercedes-Benz Group olarak sayılabilir.
Kamera, bilgisayar ve yapay zeka teknolojilerinin bir anda büyük bir hızla gelişmesiyle otonom araçlar artık bir hayalden öteye geçip bir ihtiyaca dönüşmüş durumda. Otonom sürüş teknolojileri bugün toplu ulaşımdan endüstriye pek çok alanda kullanılıyor. Teknolojinin gidişatı, yakın gelecekte otonom araçların global otomobil piyasasındaki payını artıracağını gösteriyor.
Otonom araçların binek otomobil olarak trafiğe karışması için alınması gereken bazı yollar var. Bunlar yönetmelik ve altyapı düzenlenmesinden hukuki ve etik düzenlemelere çok kapsamlı bir yaklaşımı gerektiriyor. Bununla birlikte sunacağı kapsayıcı ve eşitlikçi sürüş deneyimi, yapay zeka kontrollü güvenli sürüş imkanı ve iş gücü tasarrufu, sürücüsüz geleceğin çok da uzakta olmadığına işaret ediyor.
Otonom araçlar ve alternatif yakıtlı araçlar hakkında tüm bilgilere EV Hedef Filo’dan erişebilir, elektrikli araç kiralama hizmetinden faydalanarak yeni nesil sürüş deneyimlerine adımınızı atabilirsiniz!